Yurt dışına gitmek

Deniz Tuna

11/11/20256 min read

Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde

Son dönemde Türkiye'de yurt dışına gitmek ciddi bir trend. Eskiden daha çok global firmalarda çalışan beyaz yakalılar yurt dışına kalıcı ya da geçici giderken son dönemde hem lokal kontratlar ile kalıcı olarak giden beyaz yakalıların sayısı çok arttı hem de daha önce ismi dahi geçmeyen diğer meslek gruplarından (mesela doktorlar) yoğun bir şekilde yurt dışına gidiş söz konusu olmaya başladı.

Hayatımın hatırı sayılır bir kısmını yurt dışında (çok farklı ülkelerde) ailem ile birlikte geçirdim. Bu süreçte öğrendiğim bir şey varsa bireylerin verdiği/vereceği kararlara saygı duymakla beraber bu kararı almadan önce çok detaylı düşünmek gerektiğidir. Yalnızsanız belki bir nebze daha kolay olabilir (ki aslında değil, daha sonra geleceğiz) ama eğer aileniz ile beraber bu yola çıkıyorsanız unutmayın ki sadece kendinizin değil eşinizin ve çocuklarınızın da tüm hayatını değiştiriyorsunuz.

Türkiye'de doğmuş, büyümüş, eğitim almış ve çalışmaya başlamış birisi olarak özellikle son yıllarda şartların pek iyiye gitmediğini kabul etmek lazım. 90 li yılların ortalarında çalışmaya başladığımda henüz yolun çok başında bir mühendis olarak bile alım gücümün oldukça iyi olduğunu hatırlıyorum. Henüz yeni mezun bir mühendis olarak ilk işyerim olan bir KOBİ de çalışırken bile İstanbul'da mütevazı olsa bile 2+1 bir apartman dairesinde tek başıma kalıyor ve neredeyse tamamen tüm yemeklerimi dışarıda yememe ve her hafta sonu yine dışarıda olmama rağmen para konusunda sıkıntı çekmiyordum. Bunu yaklaşık 1000 Dolara gelen net maaşım ile yapabiliyordum. Ne yazık ki son dönemde bu durum paranın alım gücünün de etkisi ile oldukça kötüleşti. İşte bu noktada insanlar kendilerine bir çıkış olarak yurt dışını görmeye başladı. Peki yurt dışında hayat gerçekten toz pembe mi ?

Baştan söyleyeyim. Yurt dışı tecrübem Asya ve Avrupa tarafında. Dolayısı ile yine çok gözde olan Amerika ve Kanada tarafında her ne kadar çok fazla arkadaşım yaşıyor ve gidip görme şansım olmuş olsa da bir yaşam tecrübem olmadığından o tarafı genellemek istemiyorum.

Yurt dışı ile ilgili olarak yazacağım bu postlarda sırası ile mental hazırlık, iş arama ve başvuru süreci (burada biraz kendi tecrübelerimi paylaşmak istiyorum, umarım faydalı olur) ve son olarak çıkış ve adaptasyon süreçlerinden bahsetmek istiyorum. Yani genel olarak 3 postta konuyu toparlarız gibi.

Bundan seneler önce yurtdışına ilk kalıcı çıkışım sonrasında şu an kadar olmasa da ilgi gösteren arkadaşlarımla bu konu hakkında çok sohbet ettim. Benim için burada belirleyici olan ana konu bu işe kesin ve net karar vermiş olmak. Genel olarak gördüğüm insanların yurtdışına gitmek istiyorum demeleri ama ya bu konu ile ilgili bir girişim de bulunmamaları ya da sadece Linkedin profili güncelleyip ve 1-2 CV gönderip birilerinin kendilerini bulmasını beklemeleri. Bu işler ne yazık ki pek öyle olmuyor. Bu bir süreç ve sürecin ne kadar süreceği de tamamen sizin elinizde değil. Bu yüzden karar verme ve akabinde mental hazırlık bu işin bence en hassas ve can alıcı yeri.

Memleket çok kötü, ekonomi rezalet, bak Berkcan Almanyada altına hemen çekti mersoyu kafası ile yurt dışına gitme kararı verilmez arkadaşlar. Bu karar Berkcan efendinin Instagrama attığı mersolu resimler kadar basit bir şey değil. Kendi hayatınızı, varsa ailenizin hayatını ve anne-babanızdan başlayarak bir çok insanın hayatını etkileyen bir süreçten bahsediyoruz. Olayı araba çok ucuz, bira markette 50 cent seviyesine indirirseniz çok üzülürsünüz.

Burada o kadar çok faktör var ki. Gelin bazılarına beraber bakalım.

  1. Mesafe. Yurt dışı dediğiniz şey Türkiye'nin dışında her yeri kapsıyor. Dolayısı ile Berlin'de yurt dışı, ew York ya da Tokyo'da yurt dışı. Türkiye'de nerede yaşadığın bile önem kazanıyor bu durumda zira Berlin'den direk İstanbul'a gelmek ile Berlin'den Antep'e gelmek arasında çok saat oynayabilir. Bunun üzerine bir de Berlin değil de New York'ta ya da Tokyo'da olduğunu düşünsene. Ha dediğinde gelememek, bazı olaylarda (hem mutlu hem değil) sevdiklerinizin yanında olamamak nasıl bir his hiç düşündünüz mü ? Tek başına binlerce kilometre uzakta doğum gününüzü sadece hatırlayan (gözden ırak olan gönülden de ırak olur) bir kaç kişi ile Whatsapp ya da Face Time üzerinden kutlamak nasıl peki ?

  2. İklim. Türkiye'nin çok büyük bir kısmı gayet güzel bir iklime sahip. Kışları bazı bölgeler soğuk dahi olsa en azından güzel bir ilkbahar ve düzgün bir yaz geçirirsiniz. Şöyle düşün, Ege ya da Akdeniz bölgesindensin ve Kuzey Avrupa'ya taşındın. Hava bok gibi. Kış zaten felaket. Yılın 6-7 ayı neredeyse hiç güneş görmüyorsun. Kalan aylarda da ne görürsen artık. Hava 20 derece üstüne çıkarsa yerel halk bayram ediyor, soyunup her yerde güneşlenmeye çalışıyor. Bu arada sen halen hırka, süveter giyiyorsun. Bak ben bunca yıldır geziyorum. Bulunduğum yerde bu sene Temmuz ayında 31 günün 26 sı aralıksız yağmur yağdı. Aklımı yitirecektim. Hiç bu açıdan baktın mı ?

  3. Sosyal ortam. Bak şimdi. Türkiye'den süper metropollere taşınabilirsin. Oralarda Türkiye'de olmayan değişik ortamlarda olabilir. Ancak ne olursa olsun ülkendeki gibi keyif alamayacaksın zira orada seni gözünden anlayan arkadaşların olmayacak, mekancılık diye bir şeyin tadını çıkartamayacaksın, bazı şeyleri de uzun süre belki de hiç anlamayacaksın çünkü sen oranın bitki örtüsüne ait değilsin.

  4. Dil. 2 yabancı dili akıcı olarak konuşup, yazabiliyorum. Artık türkçe ne bir şey izliyorum ne de bir şey okuyorum. Buna rağmen diyorum ki ana dilde iletişim çok farklı bir şey. Hayatın, kültürün, geleneklerin dilin içine işlemiş o kadar çok yönü var ki. Eğer bu dil içinde büyümemişsen ve dili hayat ile beraber öğrenmemişsen ne kadar fluent olursan ol bir yerde mutlaka eksik kalacaksın.

Daha bir kaç husus daha ekleyebilirim ama burada keseceğim. Şimdi baktığında yurt dışını bokluyor gibi görünüyorum hatta diyeceksin ki yahu bu kadar kötü sen neden gittin ve halen oradasın ?

İşte en güzel soru bu. Karar ve mental hazırlık olarak bahsettiğim şeyler de işte bunlar. Bahsettiklerim kötü yanları mı evet. Daha başka kötü yanları da var mı ? Evet. Peki neden gittin ? Çünkü artıları ve eksileri karşılıklı değerlendirdiğimde benim koşullarımda gitmek ağır bastı. Anlamanız gereken şey bu bir trade off yani bir ticaret. Bir kere herkes için şartlar farklı. Ben Türkiye'de asosyal bir adamımdır, sen alemlerin aranan kişisi, telefonu susmayan adamsındır. Ben aile bağları kuvvetli her hafta başka bir aile organizasyonuna katılan biriyimdir, sen akrabalarını belki bayramdan bayrama görüyorsundur. İşte bunların hepsini alt alta yazacaksın ve kararını buna göre vereceksin. Vereceksin ki gittiğinde bazı şeyler yüzüne vurmaya başladığında kendine de bok sürmemek için bazı şeyleri dillendirmeyip içine atmaya başladığında psikolojini daha boktan hale getirmeyesin. Hazır olmak, bilerek kabullenerek harekete geçmek iyidir.

Eşin ve çocuğun ile gidiyorsan durum daha da farklı. Eşin Türkiye'de çalışıyor orada ilk etapta çalışmayacaksa durum değişir, çocukların yaşları ayrı bir kriter. Bunlara da ilgili podcastte değiniriz zira biraz daha yazarsam kitap olacak artık.

Karar verme ve mental hazırlık kısmı bu kadar diyelim. Bir sonraki postta biraz arama, başvuru vs gibi daha eğlenceli konulardan bahsedeceğim.

Related Stories