Kariyer nedir, ne değildir ? - Bölüm 1
KURUMSAL HAYAT


TDK nda kariyer "Bir meslekte zaman ve çalışmayla elde edilen aşama, başarı ve uzmanlık" olarak tanımlanmış. Beyaz yakalı terminolojisinde ise genel olarak kariyer ünvanla özdeşleştirilir. Burada her iki anlamda da değerlendirip biraz kendi tecrübelerimden ve gördüğüm kadarı ile hem kendi ülkemizde hem de başka ülke vatandaşlarının bu konuya nasıl baktığından bahsetmek istiyorum.
Avrupa ve Asya arasında gördüğüm kadarı ile kariyer konusunun algılanması ile ilgili olarak ciddi bir kültürel farklılık var. Türkiye'yi de Asya tarafına dahil ederek konuşacak olursam Asya ülkelerinde terfi etmek iş yerinde başarılı olduğunuzun göstergesi ve ünvanlar normal yaşantımızın ve sosyal statümüzün bir parçası. İnsanlar sosyal hayatlarında ünvanlarını (hele bir de janjanlı ise) kullanmayı seviyor ve topluma kendilerini bu şekilde tanıtıyorlar. Avrupa'da ise durum biraz farklı. Genel olarak insanların iş hayatları ile özel hayatları arasında kalın bir çizgi var. Kendilerini iş hayatlarındaki ünvanları ile tanımlamıyorlar ve genelleme yapmak istemesem de özel hayatlarında iş yerinden çok fazla arkadaşları olmuyor.
Şimdi bu bağlamda tekrar ülkemize dönecek olursam her ne kadar kendimizi bir Avrupa ülkesi olarak tanımlasak da kariyer konusundaki algımız Asya tarafında (her ne kadar kişisel olarak deneyimlemesem de biraz da Amerika gibi) kalıyor.
Bizde genel olarak herhangi bir şirkette her hangi bir pozisyonda çalışan bir kişi bu pozisyonda yukarı doğru 5-6 yıl hareket edemezse huzursuz olmaya başlıyor ve bir takım sıkıntılar baş gösteriyor. Buradaki bir diğer yanlış anlayış ise "İşimi gayet güzel yapıyorum. Neden terfi etmiyorum ?".
Emin olun bu gözler, bu kulaklar neler neler duydu. İnsanlara kıdemin, eğitimin ve hatta güncel performansın bile yönetici olmak için yeter sebep olmadığını anlatmaya en azından benim ömrüm yetmeyecek gibi. İyi bir çalışan olmak ile iyi bir yönetici adayı olmak her zaman aynı şey değildir. İyi bir çalışan iyi bir yönetici olamayacağı gibi orta seviye bireysel bir contributor olarak çalışan beri çok daha başarılı bir yönetici olabilir. Bunun sahip olunan yetkinlikler ile bağlantısını anlatmaya bile gerek duymuyorum (halen anlamayanlar olursa ve benim de sabrım yeterse belki ileride bu konuya da gireriz).
Tabi özellikle son 10-15 senede bu şekilde serzenişler artıp organizasyonlar içeriden içeriden tıkırdamaya başlayınca muhteşem çözüm bulma kabiliyetimiz ile herkesi müdür, şef yaparak bu sorunu da çözmüş olduk. Herkes ünvanlı ama yetki yok. Düzen eski düzen ama ambalajları biraz yaldızlamışız o kadar yani.
Ülkemize ve benzeri durumlarda olan ülkelere ait ekonomik problemler de tabi ki bu konuda ek bir baskı oluşturuyor. Maslow'un hiyerarşisi Türkiye'deki kariyer algısında biraz karışmış durumda. Normalde kariyer, "kendini gerçekleştirme" basamağıdır. Ancak yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle kariyer algısı şu an "Hayatta Kalma" (Survival) moduna kilitlendi. İnsanlar kariyer eşittir terfi etmek ve terfi etmek eşittir daha iyi maddi şartlar formülünü gerçekleştirmek istediğinden yukarı doğru aşırı ve gereksiz baskı oluşuyor bunun yanı sıra birçok yetenekli çalışan da, sevdiği veya yetenekli olduğu alanda değil, "kirayı ödeyebileceği" veya "yan hakları iyi olan" sektörlerde çalışmak zorunda hissediyor. Bu da "gizli işsizlik" veya "mutsuz çalışan" ordusu yaratıyor.
Sosyal statü tarafı zaten ayrı bir alem. Title'lar, business card'lar aman Allahım. LinkedIn profilleri, kartvizitler, çalışılan şirketin marka değeri vs. Bunlar kişinin "kim olduğu" sorusuna verilen cevap haline geldi. "Ben Ahmet'im, doğayı severim" demek yerine "Ben X Holding'de Direktörüm" demek toplumsal hiyerarşide daha geçerli olarak algılanmaya başlandı ki bunda son dönemde yaşanan sosyal medya manyaklığının da (my dear connections...) ciddi bir payı var. Bir ara özellikle Linkedin üzerine de bir şeyler karalamak istiyorum açıkçası.
Ez cümle, hem kariyer kelimesinin anlamının doğru anlaşılmaması hem de ülkemizdeki ekonomik durumlar ve sosyal medya etkisi ile bu süreç değişik bir evrim geçirdi. Şimdi işin içine bir de Z Kuşağı girdi ki onların bakışı tamamen farklı (kısmi olarak beğenmiyor değilim).
İlk bölüm için sanırım giriş olarak yeterli. Bir sonraki postta biraz daha kişi profilleri üzerinden devam etmeye çalışacağım.